Air Support

Kazanç getireceği baya şüpheli olan mutsuzluk, sinirlilik vb. özelliklere sahip olmamanızı dilerim (: umarım. “Saçlar, nasıl insanın en temel ve en kolay kişiselleştirilebilir öğelerinden biriyse, hormon düzeninizi düzgün seviyelerde tutarsanız, gündelik haliniz de böyle geliştirilebilir bir zihinsel kas sistemine dönüşebilir.” Diyerek uydurma bir teori ile konuya girmek istiyorum. Sabah kalkıp Radiohead, Sam Smith, Jose Gonzalez filan dinleyen adamdan gerilim/mutluluk konusunda otorite olmaz diyebilirsin ve haklılığın üzerinde düşünmeden, Platoon filminin klasik olmuş sahnesindeki gibi iç dağlanmasından yer çekimini engelleyemeyip, yere diz çöküp, iki kolum yukarda ağıtlar yakabilirim. Mantıklı görmeyebilirsin, bunu da umursamayacağım, zira Fransa sahillerinde ev yaptırsam ne değişir, Grönland Kanada’nındır Kanada’nın kalacak diye pankart açsam ne değişir. Ben senin, extreme maceralar, süper zeki antagonistler ve duygusal roller-coasterlarla dolu hayat filminde (trilogy olması muhtemel) sadece bir ekstrayım. Zamanla belki koydun beni Cast sonuna “and Güneş Eser as UHU: Unrealistically Happy Uncle” filan diye. (Böyle rollerle gelmeyin lütfen hayatınıza çağırırken, konuya gönderme yaptım.)

Sokaktan geçen herhangi birine, farkında mısın, Witcher 3 çıktı, SW yi X-Files ı tekrar çekiyorlar, Pat Rothfuss günümüz Tolkien i filan diye konuşsam, beni sallama ihtimali % 2.4, Facebooktan paylaşınca % 20 leri geçiyor filan diye sallasam ne sonuçlara varırım be, heyt be, neler neler. Şimdi dile getirmiyorum ama off yani. Başkalarının ne düşündüğünün belli bir seviyede tabii ki önemi var. Aynı ırka mensubuz ve hayatta kalmak istiyorum, naapsaydım, depresif dörtlükler yazıp, kuzeylerde yaşamayı deneyip. Her içtiğim kahve için garip varlıklara teşekkür edip oduncu mu olsaydım ): olabilir bilemedim.

Ciddileşip konuyu dengelemek isterdim, ama yapamıyorum ): Biriyle konuşurken birden kontrol elinizden gider ve keşke bir artillery desteği olsaydı da şu karşıdaki tepeleri bombalatsaydım diyebilirsin, ben hiç demedim, diyemedim. Ben çoğunlukla sinsi suikastçiler yetiştirdim, dinamiti elime alıp karşıya koştum ya da yenilgiyi kabullendim. He tank, artillery olmadı bari bir hava desteği olsun diyebilirsin. Ama hayır yalnızsın Sexual Intercourse böyle bir şey değil genç insan. He öyle çeşitleri var, görmedim ben bir arkadaşım duymuş.

Sürpriz yok, plastik ağaçlar çok, anladık yanlış da olabilirsin de dayı sen kimsin ya beni uyumaya yolluyorsun, genç kanı emiyorsun, toptan gözden kayboluyorsun filan. Hıh, böyle optimizm olmaz olsun. Ucube pislik. Bu arada video daki amcayı da ismini de çok sevdim (: tipe bak nan, fazla iyi değil mi. Yazıyı okuyacak kendime ve kendim olmayana ses etmek istiyorum: Okula ait olmayan herhangi bir mutluluk beklentimden fedakarlık edip, onu sana yolluyorum, kozmos bişi demezse tepe tepe kullan, görüşürüz.

No Tongue to Rescue

Dil bilimi konumu itibariyle sanırım en ilgi çekici bilim türlerinden biri olabilir. Çoğunlukla tanımlayabildiğimiz şeylerle sınırlı varlıklar olduğumuz için işin içine girdikçe eğlencesi bir o kadar fazlalaşıyor. Saçma ve gereksiz kültür altı/üstü kavgalarından kaçındığınız sürece bence en yararlı hayat yardımcısı uygulamalardan biri bile olabilir. Zira bulunduğumuz noktaya gelmemizi sağlayan yegana olay değil mi dil? Yani herhangi bir araştırmaya yöneldiğinizde onun çevresindeki dili bilmek olağanüstü bir yardımcı olamaz mı? İkisine de evet cevabı vererek kendimi tatmini edeceğimi tabii ki biliyoruz (: Bir ses tınısından, çok enstrümanlı arka fonlara kadar hepsini kelimelerle ifade ediyoruz. Bulunduğumuz tüm konumlar neredeyse daha önce kelimelerle ifade edilmiş. Daha önce kullanılan her ifade neredeyse ondan da önce başka bir şekilde tanımlanmış. Gündelik hayatının çok kolay ya da çok zor olmasının matematiksel ve ekonomik çıktılarını bir kenara koyabilirsen tanımladığın tüm bu sürecin daha önce başka bir yolla ya da başka bir dille tanımlanmış olabileceğine de dikkat edersen yaşamak daha kocaman, daha eğlenceli ve daha basit bir şekilde görünür olabilir. Yukarıdan bakmana da gerçekten gerek yok, hem yukarı çıksan ne olur en fazla kendini terasta bulursun. Tabii iyice yukarı çıkabilirsen ve gerçekten şanlıysan başka canlıların olduğu başka bir gezegene de denk gelme ihtimalin var. Bu ihtimal biraz düşük olsa da, hatta olduğunu varsaysak da bu da seni başka bir sorunla karşılaştırıyor. Bilim-Kurgu filmlerinin çoğundaki gibi çıkmazsa eğer karşılaştığın yeni canlılar, nasıl iletişim kurucaksın ha? Kafana inerler çat diye, biz istediğimiz canlıya çoğunlukla nasıl bunu yapıyorsak senin de kafana inerler kusura bakma. Ama düşüncesi gerçekten eğlenceli orası ayrı.

Re-Record

Daha o kadar becerikli değiliz diye düşünüyor olabilirsin. Tekrar kaydetmenin ne kadar kullanışlı olabileceğini düşünürsen, yapabilmen de o kadar imkanlı hale gelir. İsmini vermek istemediğim bir yazar, eğer hayal edebiliyorsak bir noktada olabiliyordur demişti. Ben de bu düşünceye destekle yapabileceklerimiz kısıtlı olsa da yapmayı düşünmekten vazgeçmemenin taraftarıyım. Bu sebeple tekrar kaydettiğimi sandığım verilere inancım da gayet yerinde. Olmuyorsa üstüne çıkıp ezmem gerekiyordur diye bir çok yoldan tekrar geçtim ve sıkıntılar sağdan vursa da sol bariyerlere hala yeterince uzak olduğumu gözlemliyorum. Akşam olduğunda tüm karmaşa bitmeyebilir ama sabah kalktığımda tekrar deneyebilirim. Bu az tanımlı denemeler bütünüm adına bugün Martin Garrix koyacağım buraya, fazla alakalı (:

Fırtına Adası

Saatler akarken gördüm seni
Yağmur yağardı hep güldüğünde
Islanırken yıkıldı duvarlarım
Müzik başladı sen geldiğinde

Uzak denizler hayal etmiştim
Yüzmeyi sevdirmedi kaptanlar
İsimsiz adalarda yaşadım ben
Öldüremez beni hain yunuslar

Çimlerimiz hep sulu kalsın
Müzik bitmesin dedi o kız
Çorapları çizgiliydi oysa
Gerekirse su üstünde koşarız

St. Vincent filmi ve Bill Murray

Bill Murray zaten fazla başarılı ve yetenekli bir adam. Ama onunla “Coffee & Cigarettes” filmindeki gibi aniden, hiç yoktan muhabbet etmeyi istemenizin nedeni; adam fazla cool. Şimdi ben burada çok sıkı bir adam, kafa herif diyeceğim, o da saçma, cool işte bildiğin. St. Vincent filmi biraz ilginç, en azından onun için galiba. Gayet standart bir kurguya ve ilerleyişe sahip. Bill Murray in aksi yaşlıyı oynama şekli zaten mükemmel. Spoiler tadında olsa da şunu da söyliyeyim: filmin sonunda ufak bir mutluluk göz yaşarması da söz konusu. Yani küçüklü, büyüklü izleyin akşamınız şenlensin, hollywood un o klasik yüzeysel seratonin efektiyle. Ya da Medcezir filan izleyin, hem siz kaybedin hem Türkiye kaybetsin.

Asıl yazma sebebim ise filmin son sahnesi, daha doğrusu cast akarken görünen Bill Murray nin kafası iyi gibi takıldığı, şarkı söylediği, etrafı suladığı sahneler. Aslında daha uzun ama sıkmasın diye kısa bir versiyonunu da buraya koyuyorum. Filmin yarısı kadar uzun olsaydı bu sahneler, elimde içecek bir şeyler ve sigara eşliğinde hepsini izlerdim diye düşünüyorum.

Hello again!

“Dead as dead can be,” my doctor tells me, But I just can’t believe him, never the optimistic one. I’m sure of your ability to become my perfect enemy. Wake up and face me, don’t play dead cause maybe. Someday I will walk away and say, “You disappoint me,” Maybe you’re better off this way

Leaning over you here, cold and catatonic. I catch a brief reflection of what you could and might have been. It’s your right and your ability. To become…my perfect enemy…

Wake up (why can’t you) and face me (come one now), Don’t play dead (don’t play dead). Cause maybe (because maybe).. Someday I’ll (someday I’ll) walk away and say, “You disappoint me,” Maybe you’re better off this way

Maybe you’re better off this way, Maybe you’re better off this way, Maybe you’re better off this way, You’re better of this; you’re better off this; Maybe you’re better off!

Wake up (can’t you) and face me (come on now), Don’t play dead (don’t play dead) Cause maybe (because maybe) Someday I’ll (someday I’ll) walk away and say, “You fucking disappoint me!” Maybe you’re better off this way

Go ahead and play dead. I know that you can hear this. Go ahead and play dead. Why can’t you turn and face me? Why can’t you turn and face me? Why can’t you turn and face me? Why can’t you turn and face me? You fucking disappoint me!

Passive aggressive bullshit